.AYLIK HABER-YORUM GAZETESİ


.
"Evde çalışanlar sömürülmesin diye"...

T"Taşeronlar iş alıyor ve kadınlara dağıtıyorlar. Hiç çalışmadan sırtımızdan kazanıyorlar. En çok tekstil, oyuncak, kalem, ayakkabı, elektrik malzemeleri işleri yapılıyor. Kadınlar sırf işi alabilmek için çok düşük ücretlere razı oluyorlar. Evler fabrikaya dönüşüyor; bütün ev halkı yetiştirmek için birlikte çalışıyor. Bazen paranı bile alamıyorsun." Evde fason üretim yapan kadınlar mücadele ve örgütlenmelerini anlatıyor

Söyleşi: Şükran Şakir

Nasıl bir araya geldiniz? Pervin: Biz Avcılar Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifiyiz. Kuruluşumuz 1996'da İstanbul'da düzenlenen Habitat II (BM İnsan Yerleşimleri Zirvesi) esnasında Hindistanlı ev-eksenli çalışan kadınlarla tanışmamızla başladı. Avcılardan bir grup kadın, onlardan daha fazla bilgi edinmeye çalıştık. Sonra çevremize yaymaya başladık. Birçoğu bunun hayal olduğunu söyledi. Handan'la aynı mahallede oturuyorduk. Kişisel harcamalarımızı karşılamak için bu işi yapıyorduk zaten. Nispeten yüksek ücret alıyordum. Kadınlar sırf işi alabilmek için çok düşük ücretlere razı oluyorlar. Bu iş evlerde yapılıyor. Bütün ev halkı yetiştirmek için birlikte çalışıyor. Ev bir tür fabrikaya dönüşüyor. Bazen paranı bile alamıyorsun.

99'da Homenet (Uluslararası Ev Eksenli Çalışan İşçiler Ağı) ile ilişki kurduk. Homenet'in İstanbul'da düzenlediği uluslararası bir atölye çalışmasına Avcılar'dan 3-4 kadın katıldık Bu toplantıdan sonra Türkiye Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma grubu oluşturuldu, Bu grubun yaptığı toplantılara katıldık. Bu toplantılara katıldıkça emeğimizin sömürüldüğünü buna karşı örgütlenmek gerektiğini fark ettik. Bir araya gelip sürekli tartışıyorduk. Emeğimizin sömürülmesini nasıl engelleriz, yasal sosyal güvenceye nasıl kavuşabiliriz, diye. Birbirimizi bu konularda ikna ettik. Kadınların dünyanın bir çok ülkesinde örgütlenmesi diğer kadınları "niye biz de örgütlenmeyelim," diye özendirdi. Sonunda 2001'de kooperatif biçiminde örgütlenmeye karar verdik. Kooperatif hem dayanışmayı hem de taşeronu aradan çıkartarak iş alabilmemizi sağlıyor. Türkiye'de ilk kez bizimki gibi bir kooperatif kurulduğu için güçlüklerle karşılaştık; nihayet 20 Haziran 2001'de resmen kurulduk.

Kaç ortaksınız?

Pervin: Kooperatimiz 30 üyeli, ama şu anda çalışan 10 kadınız. Fazla iş olmadığı için ortak sayımızı arttıramıyoruz. Kapılar bize açılmıyor hemen. Çünkü taşeronlar bize göre daha düşük fiyat veriyorlar. 2 yıl önce 20 bin liraya aldığımız işi şimdi 10 bin liraya alıp 5-6 bin liraya dağıtıyorlar. Biz o işi almıyoruz. Onun için işsiz kalıyoruz. Şu anda düzenli iş aldığımız 2 firma var. Fason işlerin sürekliliği yok. 10 arkadaşımızın 5'i asgari ücret düzeyinde para alıyorlar. Ödemeler aylık veya haftalık yapılıyor. Kooperatife çok küçük bir pay ayırıyoruz. Kooperatif bağışlarla ayakta duruyor. Niye? Emek sömürüsünü arkadaşlarımız algılasınlar diye. Biz kadınlara doğruca örgütlenmek için burayı kurduk diyemiyoruz Somut ilişki kuruyoruz. İlk aldığımız işi önce ortaklarımıza dağıttık. Aynı iş için 100 kadın daha başvuru yaptı. Ama bizim yapımızı öğrenince birçoğu kaçtı. "Niye ortaklık payı vereceğiz? Niye dilekçe imzalıyoruz? Niye sözleşme var?" gibi itirazlar oldu. Piyasanın çarpıklığı insanları ürkütmüş. Şimdi birçoğu biliyor. İş varsa üyen var. Yoksa kadını toparlayamıyorsun.

Fabrikaların listesini aldık. Dolaşmaya başladık. Ama bizi içeri almadılar. Hava paraları, teminatlar istediler. Ya da içerde tanıdık olacak. Bu piyasada herşey kıran kırana. Mafyavari örgütlenmeler de var. Taşeronluk bir zincir. Alt ayakları var. İşi alan, dağıtan gibi. Dağıtıcılar çoğunlukla kadınlar. Bu kadınlar arası dayanışmayı da kırıyor.

Hangi işler yapılıyor?

Handan: Avcı'larda evde çok yoğun fason iş yapılıyor. Taşeronlar iş alıyor ve kadınlara dağıtıyorlar. Hiç çalışmadan sırtımızdan kazanıyorlar. En çok tekstil, oyuncak, kalem, ayakkabı, elektrik malzemeleri işleri yapılıyor.

Yaşamınızda ne değişti?

Pervin: Tabii. Evdeki işleri paylaşıyoruz. Konuştuğumuz konular değişiyor. Böyle bir çalışma bizi dışarıya açtı. Örneğin ben Homenet'le Tayland'a gittim. Orada örgütlülük yok. Koordinasyonlar biçiminde yürüyor. Diğer yapılarla ilişkileri yok. Yaşam koşulları çok kötü. Yoksulluk çok fazla. Kadın örgütlülüğü de pek yok. Ev eksenli çalışan kadınların örgütlenmesinde Homenet bizim çalışmamızı örnek almaya başlıyor.

Handan: Kendi ayakların üzerinde durmayı mücadele etmeyi öğreniyorsun. Çevre ediniyorsun. Evde olan kadın eşi ve çocuğundan başka hayat bilmiyor. Yönlendirme ile gidiyor. Bu örgütlenme güçlendiriyor. Örneğin toplantılarda senin gibi binlerce kadın olduğunu,emeğinin sömürüldüğünü öğreniyorsun,dışarıda çok farklı bir hayatın olduğunu.

Siz nasıl katıldınız?

Sevim: Kuruculardan biri akrabamdı. Önce "acaba nedir" diye ürktüm. Ama işin içine girince ikna oldum. Ben aracılarla çalışmadım. Bireysel çalıştım. Evde oturamıyorum artık. Kendimi kooperatife atıyorum.

Çalışma koşulları değişti mi?

Pervin: Halihazırda işyeri ev. İş alırken seçici davranıyoruz. Sağlığa zararlı olmayacak. Pislik yaratmayacak. İlerde hedefimiz bir atölye. İşi evde yapmak istemiyoruz. Evle işi ayırmak kadınları evden çıkarmak istiyoruz. Ama mali engeller var.

Hedefiniz ne?

Handan: İstanbul'da 7 kooperatif kurup kooperatifler birliği oluşturmayı, Homenet'in ortağı olmayı hedefliyoruz. Biz Türkiye'de ilk ve tekiz. Bir model oluşturuyoruz. Şu anda gruplar var. Nurtepe'de ev eksenli çalışan bir kadın grubu ile ilişkimiz var. Kooperatifleşme aşamasındalar. Örgütlenme kadından başlıyor. Kadın eşini kızını oğlunu çekiyor. Kadını, örgütlülüğe kazandıkça çok şey değişebilir. Çalışma grubumuz şehirlerarası toplantılar düzenliyor. "Biz yapabiliyorsak siz de yapabilirsiniz," diyoruz. Konuştuğuz kadınların en azından bir ikisi önder konumda ve örgütlülük bilincine sahip olmalı. Kadın örgütlerinin de toplantılarına gidiyoruz.

Fason daha çok nerede?

Pervin: Zeytinburnu'da bir ayak yakaladık. Orayla ilişki kurduk. Her yerde fason işler var. Örneğin Üsküdar'da 5 milyona aldığı işi Ayazağa'da 2 milyona dağıtıyor. Bizi taşeronlar aradı: "Siz iş alın,biz dağıtalım," dediler.

Kadınların sosyal güvenliği?

Pervin: Önümüzdeki hedeflerden biri sendikalaşma. İstanbul'da yedi kooperatif kurduktan sonra bunu yapabiliriz. Ayrıca da daha çok iş almamız gerek.

Taşeronlarla rekabet gücünüz nerden geliyor?

Pervin: Biz temiz ve kaliteli yapıyoruz. Zamanında teslim ediyoruz. Örneğin fermuar işine 2 bin TL fiyat verildi. İşi kabul ettik. Ortaklarımızla bağı canlı tutmak için. Henüz tüm ortaklarda örgütlülük bilinci yok. Bütün üyelere işi dağıttık. Geri geldi. Biz 20 gün 3 üye geceli gündüzlü çalışarak işi bitirdik. Fabrika'dan bizi aradılar. İşin kalitesinden ötürü pazarlık edebildik. Ve işi 6 bin liraya çıkardık. Geçen yıl bu iş haftalık 80 milyon kazandırdı. Ev eksenli çalışmada bu para çok iyi. Taşeronla en fazla ayda 60 milyon kazanılabilir.

Sendikalarla ilişkiniz var mı?

Handan: Ev eksenli çalışma grubumuz yılda 2-3 toplantı yapar. Buraya sendikalar da geliyordu. Başlangıçta ev eksenli çalışmalara sıcak bakmıyorlardı. Tepki gösteriyorlardı. Zamanla anlattıkça kabullendiler, benimsediler. "Sizlerin sayesinde sendikalaşma artacak. Sizler olmasanız taşeronlar çoğalacak, sendikalar yok olacak," dediler. Şimdi artık destek veriyorlar. Ortak çalışma yapılabiliyor.

Fabrika işçileriyle ilişkiniz var mı?

Pervin: Ev eksenli çalışanların sorunları çok fazla. Biz daha çok yeniyiz. Her şey birden olmuyor.

Bu sistemin niyesini soruyor musunuz?

Pervin: İzmit'te bir toplantıda kadınlardan tepki aldık. Kadınları evde tuttuğumuz konusunda. Ama bu zaten var. Varolan bir şeyin üzerinde örgütleniyoruz.

Sewa'nın modelinden etkilendiniz mi?

Handan: Biz onları örnek aldık. Hindistan'a gittik. Onlar da ev eksenli çalışıyorlar. Bizde de fabrikadan alınan bir işi değil de kendisi iş yapan kadınlar da var. Bu da ev eksenli çalışmaya giriyor. Ama bunun pazarı yok. Bunu kadınların yüzde 90'ı zaten yapıyor. Depremden ve krizden sonra işlerin fiyatı çok düştü.

Evde parayı kim harcıyor?

Handan: Birçok kadın parayı eşine veriyor. Ama yine de ben kazandım diyor. Erkekler de işsiz. Ve kadın evi geçindiriyor.

Kadın örgütleri ve sendikalar sizin için ne yapabilir?

Handan: Eğitim çalışması yapabilirler. Bazı kadınlar çok tepeden bakıyorlar. Bizim bir şey bilmediğimizi varsayıyorlar. Bizim gerçekliğimizi anlamıyorlar. Dayatmada bulunuyorlar. "Ben bilirim ben yaparım," diyorlar. Bu yapı oluşurken kimse kendini dışında hissetmesin dedik. Hiyerarşik bir yapı istemedik. Örneğin sendikalarda çok hiyerarşik bir yapı var. Kadınlar siniyorlar. Eğitim de kadınları incitmeden yapılmalı. Bilmediklerimizi deneyim alışverişlerinden öğrenmek daha kolay oluyor. Okuyup anlatmaktan daha etkili.

.
  Yaşar Kemal
   

N İ S A N-M A Y I S   2 0 0 4

 
     

EDİTÖRDEN

 
    Devrimci / sosyalist bir kutup için  
   

GEÇEN AY TÜRKİYE

 
    İstanbul'u küresel eylem alanı yapalım!  
    AKP sistemin iç tutarsızlıklarından besleniyor  
   

GEÇEN AY DÜNYA

 
    ABD: Ebu Greyib'de her şey Pentagon emriyle  
     

Seymour M. Hersh

 
   

POLİTİKA

 
    CHP: Kırılan hegemonyanın denge gücü  
   

Mustafa Bayram Mısır

 
    Yoksul Kürtlerin uyarısı!  
   

Murat Güreş

 
    Siyasal İslamın geleceği  
     

Ufuk Değirmen

 
    Muhafazakarlık ikliminde seçmen  
   

Melek Göregenli

 
    Solun esas sorunu tarzı siyaset  
     

Söyleşi: Bülent Uyguner

 
   

EMEK DÜNYASI

 
    "Evde çalışanlar sömürülmesin diye"...  
   

Söyleşi: Şükran Şakir

 
    'Fabrika' eve taşınırken...  
   

Nevra Akdemir

 
    "Ekonomi düzeliyor"sa halk neden yoksullaşıyor?  
   

Tolga Tören

 
    Yoksullar küresel mücadelenin öznesi  
   

Söyleşi: Ertuğrul Kürkçü

 
    Dünya Bankası dünya yoksullarına karşı  
     

Saniye Dedeoğlu

 
   

ULUSLARARASI POLİTİKA

 
    Küreselleşmeden, "Büyük Ortadoğu Projesi"ne...  
   

Ergin Yıldızoğlu

 
    Bağdat'tan dönecek daha çok hesap var!  
   

Kenan Kalyon

 
    Irak: 'Kürtlerin özgül konumu'  
   

Söyleşi: Kenan Kalyon

 
    "Oxi" ne anlama geliyor?  
     

Mehmet Hasgüler

 
   

BİLDİRGE TARTIŞMASI

 
    Küreselleşme: Kapitalizmin yeni bir evresi  
    Strateji: Biçimin içeriği temsil etmesi  
   

Mehmet Özgen

 
   

ZİHNİYET DÜNYASI

 
    Fransa'da solun Türkiye'de liberallerin eki  
     

Yağmur Elif Kayhan

 
    Sermayenin sureti olarak Türk medyası  
   

Gülseren Adaklı

 
    Tek parti, tek medya  
   

Ragıp Duran

 
    Daha nereye kadar?..  
     

Merdan Yanardağ

 
    Bir ömre sığmayan hayaller  
     

Necati Sönmez

 
   

"Ey biçare ölümlüler, gözlerinizi açın..."

 
     

Yurdaer Erkoca

 
    Din ve egemenlik...  
     

Barış Çoban

 
    Saçmalığa karşı şaşkın sosyalist olmak  
     

Sinan Kadir Çelik

 
    'Mare nostrum'  
     

Ertuğrul Kürkçü

 
    "Julia" ya da Faşizmin "Seyir Defteri" hakkında  
     

Mustafa Sütlaş

 
    Tarihte bu ay