Haberin Özgün Sesi

‘Devlet o çiçekten korktu!’

DİYARBAKIR – Diyarbakır’da 2014 yılında açılan ilk Kürtçe okul olan Dibistana Seretayî ya Ferzad Kemanger (Ferzad Kemanger İlkokulu) sadece 2 yıl açık kalabildi. Eğitmenlerden Adil Ercan, kapatılan okullarının önemini “Kurak bir arazide bir çiçeğin filizlendiğini düşünün. O çiçek ne kadar kıymetliyse, o okul da bizim için öyleydi” sözleriyle dile getirdi.

Türkiye’de Kürtçe eğitim veren ilk okul olarak Dibistana Seretayî ya Ferzad Kemanger (Ferzad Kemanger İlkokulu), 15 Eylül 2014’de Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde açıldı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “özel okul statüsü” tanınan bu okulu, sonrasında Şırnak’ın Cizre ve Hakkari’nin Yüksekova ilçelerinde açılan diğer iki okul daha izledi.
Ancak 238 öğrencisi bulunan okul, Diyarbakır Valiliği’nin kararı ile 9 Ekim 2016 tarihinde mühürlenip, kapısına kilit vuruldu. Yaşları 5-11 arasında değişen çocuklara Kürtçe eğitim verilen okulun kapatılmasına gerekçe olarak ise, “mevzuata aykırı olarak faaliyet yürütmesi” gösterildi. Benzer kararlar sonrasında Cizre ve Yüksekova’daki okullar için de alınarak, buralarda eğitim verilmesi engellendi.
Kapatılan bu okullarla birlikte Kürtler üzerindeki asimilasyon politikası ile Kürtçe üzerindeki yasaklar devam ederken Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan okulun eğitmenlerin Adil Ercan, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtçe üzerinde ciddi baskılar uyguladığını, günümüze kadar da bu zihniyetin değişmediğini dile getirdi.
EĞİTİMCİLER BİR JANDARMA GİBİ DAVRAYORDU’
Ercan, kendi çocukluğunda da karşılaştığı üzere, Kürtçenin daha ilkokuldan başlanarak unutturulmaya çalışıldığını ifade etti. Eğitimcilerin ise bir öğretmen gibi değil, bir jandarma gibi davrandığını ve öğrencilerin Kürtçe konuştukları için dayak yediğini belirten Ercan, “Kürtçe konuştuğumuz zaman ellerimizi açıp bize cetvelle vuruyorlardı. Bana ‘gel’ diyorlardı. Ben ‘gel’in ne anlama geldiğini bilmiyordum. Onların amacı bizi dilimizden uzaklaştırmaktı. Bir yerde toplumun değerleri üzerinde baskı uygulanırsa, o toplum sizden nefret eder ve kendi değerlerine bağlı kalır. Onlar ne kadar nefret ediyorlarsa Kürtçeden, ben de o kadar çok seviyordum” dedi.
‘KONUŞULMAYAN DİLLER YOK OLUYOR’
Ercan’a göre, bir halkın kimliği olan dili, aynı zamanda o toplumda sütun görevi de görüyor.
“Bir toplumdan dili çıkarırsanız, o toplumun varlığından bahsedemezsiniz” diyen Ercan, şöyle devam etti: “Dünya üzerinde 6 bin dil vardı. Şimdi üç bin kalmış. Üç bin devlet yok ama devlet olmamasına rağmen bu diller konuşulabiliyor. Dünyada 40 milyon Kürt var ve insanlar Kürtçe konuşuyor. Konuşulmayan diller zamanla unutuluyor ve sömürgeci devletler tarafından asimilasyona uğrayarak yok oluyorlar. Bugün Kürdistan içinde bazı diller kullanıyorsa, bu mücadeleden kaynaklanıyor. Bugün Lazca’dan bahsedebilir miyiz? Ya da Çerkesce konuşulabiliyor mu? Şu an konuşabilen pek kimse yok ve unutuldu.”
‘HALA DEĞİŞMEDİ’
Ercan, Kürtlerin Osmanlı döneminde bile kendi dillerini konuşabilmesine ve yine kendi dillerinde dini eğitim verebilmelerine rağmen bugün bundan yoksun bırakıldıklarını da ifade etti.
1921 Anayasası’nda Kürtler ve Türklerin bu ülkeyi birlikte kurduklarına dair bir maddenin yer aldığını kaydeden Ercan, bugün içerisinde bulunulan durumu ise, “Ülkeyi beraber kurduk diyorlar, kardeşiz diyorlar, geldiğimiz sürece baktığımızda bizim hiçbir hakkımızı vermediler. 1924 Anayasası’yla birlikte Kürtlerin ana dilini konuşması, ölmelerine ve tutuklanmalarına neden oldu. O günden bugüne de hiçbir şey değişmedi” sözleriyle tanımladı.
‘DEVLET OKULDAN KORKTTU’
Devletin tahammül edemediği için açtıkları Kürtçe okulları kapattığını söyleyen Ercan, kapatılması sonrası neler hissettiğini ise şu sözlerle dile getirdi:
“Kurak bir arazide bir çiçeğin filizlendiğini düşünün. O çiçek ne kadar kıymetliyse, o okul da bizim için öyleydi. Devlet o çiçekten korktu ve bizden aldı. Okul kapatıldığı zaman dünyamız yıkıldı. Bizi çok acıtan bir olay oldu.”
‘EVLERİMİZİ OKULA ÇEVİRELİM’
Ercan, bugün devletin Kürtçeyi sadece belirli alanlara sıkıştırmasının dilin gelişimine engel olduğunu da vurguladı.
Çocukların kendi ana dillerinde eğitim görmemesinin dilin unutulmasına neden olacağı uyarısında bulunan Ercan, devlet bugün dillerini engellese de, Kürtler olarak evlerini okula çevirmeleri getirdiğini vurguladı.
MA / 
DİĞER HABERLER