Haberin Özgün Sesi

‘Kriz yönetiminin krizi aşamasındayız’

Ekonomik krizin yol açtığı fiyat artışlarına hükümetin sıklıkla “müdahale” etme zorunluluğunu değerlendiren Doç.Dr. Ümit Akçay, “kriz yönetiminin krizi, aşamasındayız” derken, Drew Üniversitesi’nden Yahya Madra, “kriz yönetilmesi kolay olmayan bir süreç” olarak tanımladı.
Ekonomik kriz ve döviz fiyatlarının yükselmesi A’dan Z’ye her sektörde zam üstüne zam yapılmakta. Fahiş zamlara karşılık hükümet kanadı sıklıkla “müdahale edildi” açıklamalarında bulunuyor. Gün yok ki, “Et fiyatlarına müdahale”, “Süt fiyatlarına müdahale”, “Yem fiyatlarına müdahale”, “Un fiyatlarına müdahale”, “Patates, soğan fiyatlarına müdahale” gibi haberler olmasın. Hükümetin sıklıkla müdahalede bulunma zorunluluğunu ve bu müdahalelerin ne anlama geldiğini değerlendiren Berlin Üniversitesi’nden Doç.Dr. Ümit Akçay ve Amerika New Jersey Eyaleti’nde bulunan Drew Üniversitesi öğretim üyesi Yahya Madra, iktidarın krizi yönetmekte zorlandığına dikkat çekti.
‘YERİNE NE KONULACAĞININ YANITI YOK’
Müdahalenin olmadığı bir piyasa ekonomisinin olmadığına dikkat çeken Doç.Dr. Ümit Akçay, “Ancak, bunu söylerken, son dönemde işaret ettiğiniz müdahalelerin bazı özel yanları var, onu da belirtmek gerek. Sıklığı giderek artan müdahaleler, birikim modeli krizinin etkilerini yönetme amaçlı. Özellikle 2013 sonrasında, ekonomi yönetiminin bir doğrultu sorunu yaşadığını görüyoruz. Zamanın ekonomi bakanı Ali Babacan, ‘otomatik pilottan manuel yönetime geçiyoruz’ dediğinden beri, ‘kriz yönetiminin krizi’ aşamasındayız. Çünkü tıkanan ekonomik modelin yerine ne konulacağı sorusunun yanıtı iktidar tarafından henüz verilebilmiş değil. Bu dağınıklığın, zaman zaman birbiri ile çekişen kararları ve müdahaleleri görmemizin nedenlerinden biri de bu. Tabi bu sorunun çözümü teknik değil siyasi bir konu” olduğunu dile getirdi.
‘SORUNLARI ERTELEMENİN MADDİ ZEMİNİ DARALDI’ 
Müdahalelerin çözüm olup olmadığın sorusunu da yanıtlayan Akçay, şöyle devam etti: “Birikim modelindeki kriz çözülene kadar, yapılan bu tekil müdahalelerin çözüm olması mümkün değil. 2013’ten itibaren üçüncü kez şu andaki darboğazla, yani bir stagflasyonist kriz riski ile karşılaşıyoruz. Bunun anlamı şu: mevcut yönetime 16 yıldır iktidar getiren büyüme modeli, son beş yıldır, önceden işlediği gibi işlemiyor. Zaten son beş yıldır yaşanan siyasi gelişmeleri göz önüne aldığımızda bu açık bir şekilde görülebilir. Önceki iki darboğazda, farklı nedenlerle sorunlar erteleyebilmişti. İlk kez bu sefer, sorunları ertelemenin maddi zeminin daraldığı bir dönemden geçiyoruz. O nedenle, müdahalelerin giderek sıklaşması, sorunların daha da yoğunlaştığının bir işareti olarak görülebilir.”
‘ALGILARI İDARE EDECEK DÜZEYİ AŞACAK’ 
Müdahale açıklamasının bir algı yönetimi veya tepkileri düşürme amaçlı olup olmadığını da değerlendiren Akçay, “Müdahalelerin yoğunlaşması, genellikle döviz krizini ve onun etkilerini sınırlı tutmakla ilgiliydi. Yani ‘algı yönetiminden’ ziyade, gerçekten baş edilmesi gereken şeyler var. Eğer öyle olsa bile, önümüzdeki dönemde yaşanacaklar, zaten algıları yöneterek idare edilebilecek düzeyi aşacak” diye belirtti.
‘ASIL SORU TEŞVİK VE DESTEKLER KİMLERE DAĞITILACAK’ 
Erdoğan yönetimindeki yeni rejimin elinde kalan tek aygıtın kamu harcamalarına, fiyatlara müdahale ve zam yapanlara çıkışmak olduğuna dikkat çeken Yahya Madra ise, “Dövizdeki düşüşün fiyatlara yansımasını önlemeye çalışıyorlar gibi gözüküyor. Bu sürecin iki sonucu olacak gibi gözüküyor. Birincisi önümüzdeki dönemde borç yükü kamuya aktarılacak, çünkü sonuçta eldeki tek alet görece olarak daha iyi durumdaki kamu bütçesi ki bu da en son artık faiz-dışı açık vermeye başladı. İkincisi de ithal girdiyle iç pazara üretim yapan (yani döviz kazanmayan) sermaye büyük ölçüde tasfiye olacak ve bu sektörlerde sermayenin yoğunlaşmasına tanık olacağız. Tabii bir de bu süreçte destek ve teşviklerin kimlere dağıtılacağı sorusu var. O da rejimin elinde sermayeyi kendine daha da sıkı bağlamak için önemli bir araç olacak” diye belirtti.
‘REJİM BU SÜRECİ FIRSAT OLARAK GÖRÜYOR’ 
Acemilik, işin ucunu kaçırma gibi birçok seçeneğin mümkün olduğunu da belirten Madra, AKP’nin krizi nasıl fırsata çeviririm düşüncesinde olduğunu söyledi. Madra, şöyle devam etti: “AKP bugüne kadar her şeyi, ülkeye ve topluma pahalıya mal olan hatalar yaparak el yordamıyla yapageldi. Ama AKP’nin şansı, onu bu hatalarıyla yüzleştirebilecek bir muhalefetin olmaması, olanı da zorla, kayyımla ve muhalefetin milliyetçi kanadının desteğiyle bastırmayı başarmış olması. O açıdan yeni bir durum yok. Ama rejimin bu kriz sürecini muhteşem bir fırsat olarak gördüğünden kesinlikle şüpheniz olmasın. Evet evdeki hesap çarşıya uymaz, kriz yönetilmesi kolay olmayan bir süreçtir ve rejimin süreci yönetebilecek yetkinlikte kadroları da yok, bunlar doğru ama bu süreci sermayeyi ve ekonomiyi istediği yönde yeniden düzenlemek için kullanmaya kararlı olduğundan da eminim. Ne kadar başarılı olur, o ayrı mesele.”
MA / 
DİĞER HABERLER